(…)Refik Nafiz, İstanbul’a sanıldığı gibi delirdiği için değil, tam tersine hayatında daha önce ulaşamadığı bir aydınlanmanın sonucu olarak gitmişti. İnzivaya çekildiği iki yıllık sürede, kendi deyimiyle “pek te zengin olmayan” hayat hikayesini gözden geçirmiş, sevdiği, nefret ettiği, korktuğu, merak ettiği, özlem duyduğu ne varsa evinin duvarlarına not etmiş, gittikçe soyutlaşan meseleler üzerine düşünmüş ve sonuçta kristal berraklığındaki tek bir fikre kilitlenmişti.
“Kimsenin huzurlu yaşamak için bir başkasına ihtiyacı yoktur.”
Yeni hayat düsturunu kafasında ölçüp biçen Refik Nafiz, yalnız ama huzurlu hayatını, hayatı boyunca sevip merak etttiği fakat asla yeterince ilgi göstermediği yeni bir dünyada kurmaya karar verdi: Denizlerin dibinde. (…)
-Refik Nafiz Sambo’nun(1947-1973) hayat hikayesinden.
Mehmetcan Serinkaya’nın kaleme aldığı, Özalp Eröz’ün resmettiği “Sambo’ların Barakası” Halka Sanat Projesi’nde 28 Şubat’a kadar görülebilir.
http://www.halkaartproject.net/egitim.html?id=398